24 Haziran 2012 Pazar

“Konduluyim, Konduli”

"Konduluyim, konduli"

70’lerinde Asiye nine. Elinde bastonu, yüzünde yıllanmış tebessümü, dilinde hiç sonlanmayan türküsü…

20’lerinde gelin etmişler Asiye Nineyi. Karısı ölmüş çocuklu bir köylüsüne… Hafif tertip saf ya bizim Asiye Nine, yok dememiş, kısmet çıktı diye sevinmeliymiş bile köylüye göre…

İyi çıkmış ama kocası; kollamış, sakınmış Asiye Nineyi. Saflığını vurmamış yüzüne hiç; sahiplenmiş, eş bilmiş. Asiye Nine de bir erkek evlat vermiş erine.

Sonra bir gün, yitirmiş eşini, evinin erkeğini. Ağlamış Asiye Nine çok. Bir eliyle silmiş gözyaşını, bir eliyle okşamış evlatlarının başını.

Tek başına bakmış, büyütmüş, baş göz etmiş oğlunu Asiye Nine. Torun torba sahibi olmuş. Erinin ilk eşinden çocuklarına da üveylik etmemiş hiç; öz evlat bilmiş, analık etmiş. Asiye Nine hiç ayırmamış onları birbirinden, çok sevmiş…

Yıllar geçmiş, Asiye nine de karşı koyamamış elbet. Buruş buruş ama tatlı mı tatlı bir ihtiyarcık oluvermiş. Bir başına yaşarmış hem de, öğrenmiş yalnızlığı dost edinmeyi. Bir göz odası, bir de bastonu. Yetermiş… Serveti az, seri rahat…

Şimdilerde Maçka’nın tepelerinde mahalle mahalle geziyor Asiye Nine her gün. Yolda rastladığı çocukların yapışıyor eline, başlıyor horona etmeye. Düğünlerde, kınalarda, şenliklerde oturduğuna şahit olan yok… Bir o halkada, bir bu halkada, halay başı, horon başı Asiye Nine…

70’lerinde bizim Asiye Nine… Elinde fındık dalından bastonu, yüzünde 70’lik tebessümü, dilinde bestesi de güftesi de kendinden, hiç bitmeyen türküsü…

“Konduluyim, konduli…”

***

2006'da köyde rastlamıştım Asiye nineye. Öyküsünü annemden öğrenmiştim. O zaman yanımdaki not kağıtlarına yazmışım bu satırları. Yıllar sonra denk geldim.. Paylaşmak istedim... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder