29 Ağustos 2012 Çarşamba

Bizi Umursadıkları Yok!

Tunga abimin (@Tliman) tespiti ve sonrasındaki ricasıyla Trabzonspor'un mevcut durumuna çok uygun düşen Michael Jackson'ın "They Don't Really Care About Us" şarkısının çevirisini yaptım geçtiğimiz günlerde. Tunga abi sağolsun, bir anda en sevdiğim çevirilerimin başına geçti bu :) Bazı kısımları tercüme amacıyla çakıştığı için çıkardım metinden (Roosevelt, Martin Luther vb. yer aldığı kısımlar) Bazı yerleri de büyük yazmamın sebebi yine Trabzonspor'a uyumu itibariyle vurgu ihtiyacındandı... 

Son hali aşağıdaki gibidir. Bir yandan şarkıyı dinleyip bir yandan da okumanız için: 



Tüm söylemek istediğim şu ki:
BİZİ UMURSADIKLARI YOK,
(BOŞVERİN DİĞERLERİNİN NE DEDİĞİNİ, BİZ DOĞRU ANLADIK)

Tüm söylemek istediğim şu ki:
BİZİ UMURSADIKLARI YOK,
(BU PİSLİK YETTİ ARTIK)

Tüm söylemek istediğim şu ki:
Bizi umursadıkları yok,

Kel kafa, ölü kafa
HERKESTE BİR KOKUŞMA  
DURUM, FENALAŞMAKTA
Herkes suçlamalarda
Haberlerde, davada
Herkes, it sofrasında
Bang bang, işte öldü
HERKES ÇILGINA DÖNDÜ

Tüm söylemek istediğim şu ki
BİZİ UMURSADIKLARI YOK


Vurun beni,  nefret edin
ASLA KIRAMAZSANIZ 
… 
ASLA ÖLDÜREMEZSİNİZ

Tüm söylemek istediğim şu ki
BİZİ  UMURSADIKLARI YOK

ŞİMDİ SÖYLEYİN, NE OLDU HAYATIMA?
…yo, hayır
BIKTIM NEFRET KURBANI OLMAKTAN
…of, Tanrı aşkına
…BENİ SERBEST BIRAKIN

Kel kafa, ölü kafa
HERKESTE BİR KOKUŞMA  
Durum, fenalaşmakta
Herkes suçlamalarda
Haberlerde, davada
Herkes, it sofrasında
SİYAH ADAM ve şantaj
KARDEŞİNİZİ HAPSE TIKIN

Tüm söylemek istediğim şu ki
BİZİ UMURSADIKLARI YOK
ŞİMDİ SÖYLEYİN BANA, NE OLDU HAKLARIMA?
BENİ GÖRMEZDEN GELDİNİZ DİYE GÖRÜNMEZ Mİ OLMUŞUM?
Duyurularınız bana hür irade mi verdi, yo hayır
BIKTIM NEFRET KURBANI OLMAKTAN.
Adını kötü koydukları bir sınıfa sokuyorlar beni
İnanamıyorum geldiğim yerin bu olduğuna

...
HÜKÜMET GÖRMEK İSTEMİYOR

Kel kafa, ölü kafa
HERKESTE BİR KOKUŞMA  
Dövün beni, vurun bana
AYAKLARINIZIN ALTINA ALAMAZSINIZ ASLA
Vurun bana, tekmeleyin beni
ELE GEÇİREMEZSİNİZ ASLA
Tüm söylemek istediğim şu ki
BİZİ UMURSADIKLARI YOK

Bir türlü görmek istemedikleri şeyler var hayatta


Kel kafa, ölü kafa
HERKESTE BİR KOKUŞMA  
DURUM, AYRIŞTIRMA
Herkes suçlamalarda
Haberlerde, davada
Herkes, it sofrasında
Tekme at ve vur bana
Doğru –yanlış yargılama

Reklam Yıldızları

Trabzonspor dün Porto'nun Avusturyalı golcüsü Marc Janko'yu transfer ettiğini resmen duyurdu. Akşam şehre gelen oyuncu karizmasıyla da dikkat çekiyor ne yalan söyleyelim. Janko'nun daha önce Nutella reklamında oynadığını öğrenince bu yüzden hiç şaşırmadım. Yakışır.

İşte Janko'nun o reklamı:

27 Ağustos 2012 Pazartesi

1976... Liverpool Destanı...

Nuri Şahin'in Liverpool'la anlaşmasının ardından biz de Milliyet arşivlerinin desteğiyle Trabzonspor'un Avrupa yolculuğunun dikkat çekici yönlerini anlatmaya Liverpool eşleşmesiyle devam edelim.

İzlanda'nın Akranes takımını 3-1 ve 3-2'lik skorlarla eleyen Trabzonspor, bir sonraki turdaki rakibini beklemektedir.



Trabzonspor'un ikinci turdaki muhtemel rakipleri şöyledir:

Liverpool, Real Madrid, Dinamo Kiev, Bayern Münih, Ferençvaroş, St. Etienne, PSV, Mönchengladbach, Zürich, Torino, PAOK, Brügges, Banik Ostrau, Turku PS, Dinamo Dresden.

Trabzonspor bu seçenekler arasından 1 Ekim 1976 tarihinde, İngiliz devi Liverpool'u çeker. Dönemin yıldızı Liverpool, ilk kez bir Türk takımıyla karşılaşacaktır. Turun favorisi, elbette ki İngilizlerdir...


Teknik direktör Bob Paisley'nin idare ettiği Liverpool'un 200 milyonluk efsanevi kadrosunda şu isimler yer almaktadır:

Lawler, Heighway, Keegen, Lindsay, Kennedy, Clemence, Thompson, Toshcak, Mc Dermott, Jones, Case, Boerama, Callaghan, Smith, Hughes, Hall, Cormack, Neal.


Liverpool'un tanıtım yazısında dikkat çeken bir ayrıntı daha vardır. Bu da, dönemin spor gazetecilerinin üslubunu anlamamıza yardımcı olacaktır :)



Kura çekiminde bizzat bulunan dönemin Trabzonspor başkanı Şamil Ekinci eşleşmeyi şu şekilde yorumlamaktadır:

"İlk kez ikinci turda normal karşılanması gerektiği gibi daha kuvvetli ve hatta kuvvetlilerin en önünde gelen bir takım çıktı. Liverpool, futbolun beşiği İngiltere'nin en güçlü ekipleri arasında. En iyi tesisleri, dünyanın en büyük futbolcularını bünyesinde bulunduran bir kulüp. Bu açıdan Trabzonspor'un işi çok güç. Diyebilirim ki, tur atlama şansı pek mümkün değil. Ancak Liverpool gibi büyük bir takımı Türk sporseverlerine dolayısıyle Trabzonsporlulara seyrettireceğimiz için çok memnunuz. Bu bizim için bir şereftir. Türk futbolunu en iyi şekilde temsil edeceğiz"



Eşleşmelerle ilgili görüş bildiren Ahmet Suat Özyazıcı'nın ifadeleri ise oldukça dikkat çekicidir:

 “Futbolun anavatanı İngiltere Şampiyonu Liverpool’un Avrupa Şampiyon Kulüpler Turnuvasının ikinci turunda Trabzonspor’a rakip olmasına bir yandan seviniyor, diğer taraftan üzülüyoruz…

Seviniyoruz, taraftarlarımız dünyanın en güçlü takımlarından birini seyredecektir… Üzülüyoruz, Avrupa Kupasına ikinci basamakta veda ediyoruz…”     





Bob Paisley ise maçla ilgili şöyle konuşmaktadır:

“Kurada büyük toplardan kendimizi kurtardığımız için sevinmeliyiz. Hafif tüfeklerden birinin karşısına çıkıyoruz. Buna rağmen bazı kuşkularımı söylemeden geçemeyeceğim. Türk futbolu sağı solu belli olmayan bir stil. Büyük olmasa da bir sürprizle karşılaşabiliriz. Arka arkaya 13 yıldır Avrupa kupalarına giren Liverpool için genç Trabzonspor herhalde büyük tehlike değildir.  Fakat sekiz yıl önce Fenerbahçe’nin Manchester City’yi Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasından eleyişini unutmuş değiliz. Her ne kadar Türk futbolu bugün Avrupa piyasasında fazla sözü geçmese bile çekinmemiz gerektiğini biliyorum. Tetikteyiz. Tek korktuğum şey Trabzon’a yapacağımız uzun ve yorucu yolculuktur.” 

  
Bu sırada Türk milli takımının İrlanda'yla karşılaştığı maçında da Trabzonspor'un yıldızı Ali Kemal Denizci, İrlanda teknik direktörü Giles'i büyülemiştir. Giles,  "Liverpool'un bu oyuncudan çekinmesi lazım" derken, Ali Kemal de Liverpool'a göz dağı vermektedir: "Bizi rahat eleyeceğinize inanıyormuşsunuz. Sizin liglerinizde oynayan futbolculardan kurulu İrlanda elimizden zor kurtuldu. Onları elden kaçırmanın hırsı ile size bileniyoruz. Bizden korkun."


Maç günü gelip çatmıştır... Avni Aker'deki binlerce seyirci heyecan içindedir. Maçın ilk vuruşunu, Akranes maçında uğurlu geldiğine inanılan Türkiye güzeli Jale Bayhan yapar... 



Jale Bayhan'ın uğurundan mıdır bilinmez, Trabzonspor maçın tek golünü 63. dakikada ceza sahasında Necmi Perekli'nin düşürülmesinin üzerine kazandığı penaltıyla, kaptan Cemil Usta'nın ayağından bulur ve maç 1-0 Trabzonspor'un lehine tamamlanır...




Bundan sonraki şenliği ben yazmayayım, siz Milliyet'in sayfalarından okuyun:

21 Ekim 1976, Milliyet
Örsan Öymen'in çarpıcı maç yorumu...
Bir fotoğraf, 4 silah... Trabzonlular zaferi kutlarken...
 
BBC radyosunun yorumu...
Herkes futbolculara hayrandır...

Jale Bayhan uğurlu geldi...

Liverpool Teknik Direktörü Bob Paisley ile ilgili Milliyet sayfalarına düşen haberler ise oldukça ilginçtir... Paisley'nin Türklerle alay ettiği, mağlubiyeti de hakeme ve "eski olan" topa bağladığı yazmaktadır. Paisley ise maç sonu açıklamalarında Trabzonspor'u izlettiğini söylemiş ve "Gelen raporlar ne yalan söyleyeyim beni ürkütmüştü" demiştir. Maça gelmeyi düşünmediğini ancak raporlar sonrası kafileye katıldığını ifade ederek "İyi ki gelmişim" diye eklemiştir.




Paisley öfkeli, Ali Kemal memnun...

Maç sonrasında İngiliz gazetelerinin yazdıkları ve Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörünün sözleri ise şöyledir:



Bu arada aynı gün Avrupa mücadelesi veren bir diğer temsilcimiz Galatasaray da Anderlecht ile karşılaşmış ve sahadan 5-1lik ağır bir yenilgiyle ayrılmıştır. Galatasaray, rövanş maçında da aynı skorla mağlup olacaktır...


Trabzonspor, Türkiye'nin gururu olmuş ve tarihi bir galibiyet elde etmiştir.

Fakat bu rüya ikinci maçtaki 3-0'lık mağlubiyetle son bulacaktır. Trabzonspor ilk deneyiminde Avrupa Kupalarına ikinci turda veda edecek ancak buna rağmen adını tarihe altın harflerle yazdıracaktır...


Deplasmandaki maçı 5 bin civarında Türk taraftar izlemiştir... Bu, İngilizlerin de rast geldiği bir durum değildir.

Tribünlerde "Pirlikteyuz", "Killer Ali Kemal" ve Cardiffli İşçiler notuyla "Trabzonspor ile Beraberiz" pankartları açılmıştır. 



Maç sonrası açıklamalarda bulunan Ahmet Suat Özyazıcı "Farklı yenilirken bile açık oynamaya çalıştık, futbolu çirkinleştirmedik" diyecektir...




Liverpool teknik direktörü Bob Paisley ise Trabzonspor'dan çekindiklerini itiraf etmiştir...





Trabzonspor'un ilk Avrupa serüveni böyle son bulmuştur...


Şimal Yıldızı, yani Tunga Liman'ın derlemesiyle, Liverpool ilk maçından görüntüler...

23 Ağustos 2012 Perşembe

1976... İlk Avrupa Heyecanı...

Bir sezon önce birinci lige çıkan Trabzonspor, hiç kimsenin beklemediği bir sürprizi gerçekleştirerek üç büyüklerin hegamonyasına son vermiş ve 1975-1976 sezonunda şampiyonluk kupasını kazanmıştır... Karadeniz Fırtınası, şampiyonluk turunu İzmir'de atmıştır...


Bu, aynı zamanda Trabzonspor'un Avrupa arenasına da çıkacağı anlamına gelmektedir. Bordo mavililer bir sonraki sezona, yepyeni ilkleri gerçekleştirmek hedefiyle başlayacak ve bunda da başarılı olacaktır... 

Ve nihayet 15 Eylül 1976 günü, Trabzonspor Avrupa'daki ilk maçında İzlanda temsilcisi Akranes'in karşısına çıkar. Trabzonsporlu futbolcular ise maç öncesinde Akranes'te kısa bir şehir turu yaparken kameralara yansımıştır... 

Milliyet Gazetesi, 15 Eylül 1976

Akranesvöllur Stadı'nda oynanan maçta bordo mavililer, Necmi ve Ali Kemal'in (2) golleriyle maçı 3-1 kazanmayı başarır. Bu arada Necmi Perekli de Trabzonspor'un Avrupa tarihinde ilk golünü atan oyuncu olur...

Milliyet Gazetesi, 16 Eylül 1976

Aynı saatlerde bir başka heyecanı daha vardır Türkiye'nin. Trabzonspor'un ardından lig ikincisi olan Fenerbahçe de, Macaristan ekibi Videoton'la karşılaşmaktadır. Maçtan bir gün önce Milliyet gazetesinde yayınlanan bir haber ise oldukça dikkat çekicidir. Macar ekibinin teknik direktörü Ferenc Kovacs, maçla  ilgili görüşlerini bildirirken şu ifadeleri kullanır: 

"...Ve şunu iddia ediyorum ki Türkiye'de Trabzonspor ne ise Macaristan'da da Videoton odur." 

Milliyet Gazetesi, 15 Eylül 1976


Ferenc Kovacs dönemin şartları içerisinde haklıdır... Zira takımı Videoton, Trabzonspor'un Türk futbol tarihini değiştirdiği 1975-76 sezonunda kulüp tarihinin en iyi derecesini yapmış ve Macar ligini ikinci sırada tamamlamıştır. Kırmızı mavili ekip, bundan on yıl sonra yine Kovacs yönetiminde UEFA Kupası finaline kadar çıkacak ve tarihinin en önemli başarısını yakalayacaktır. Finalin ilk ayağında Real Madrid'e 3-0 mağlup olan Videton'un ikinci maçta elde ettiği 1-0'lık galibiyet kupa için yetersiz kalacaktır. (Bu arada belirtmek lazım ki Ferencs Kovacs da Şenol Güneş'e benzer bir şekilde Videoton takımını tam 3 ayrı dönemde çalıştırmıştır...)



Milliyet Gazetesi, 23 Mayıs 1985

İşte Fenerbahçe o Videoton'u ilk maçta kendi sahasında 2-1 mağlup eder. İkinci maçlar 29 Eylül 1976 günü oynanacaktır. Trabzonspor Akranes karşısına 3-1'in avantajıyla çıkacaktır. Milliyet gazetesindeki bu karikatür basının maça yaklaşımını da gösterir niteliktedir:

"Akranesli - Sen kendi kendine oyna abi. Biz şöyle Trabzon'u bi gezip görelim..."
  

Trabzonspor'da ikinci maçın başlama vuruşunu, 1976 Türkiye güzeli Jale Bayhan yapar. Trabzonlu güzel, uğurlu geldiği gerekçesiyle bir sonraki turda da Liverpool karşısında başlama vuruşunu yapacaktır...

Bordo mavililer biraz zorlansa da Hüseyin Tok (2) ve Engin Çınar'ın ayağından gelen gollerle maçı 3-2 kazanır ve rakibini elemeyi başarır... Ertesi gün Milliyet gazetesi çizeri Mesut Yavuz, Trabzonspor için "Gururumuz" notunu düşecektir...


Milliyet Gazetesi, 30 Eylül 1976

Aynı sıralarda oynanan diğer maçta ise Fenerbahçe, beklenmedik bir mağlubiyet almış ve Videoton'a tam 4-0 mağlup olmuştur...Fenerbahçe'nin bu ağır yenilgisi, gazetelerde alay konusu haline gelmiştir...

"Fenerbahçe, Macaristan'ın TV Fabrika takımına 4-0 yenildi" Milliyet, 30 Eylül 1976 

Trabzonspor tur atlayarak Liverpool'un rakibi olurken, Fenerbahçe elenerek lige dönmüştür.

Bugün Trabzonspor'un UEFA Avrupa Ligi grupları öncesindeki son rakibi olan Videoton ise Fenerbahçe'yi eledikten sonra ikinci turdaki rakibi Wacker Innsbruck'u da geçmeyi başarmış fakat üçüncü turda, şimdilerde Almanya dördüncü liginde mücadele eden Magdeburg'a elenerek Avrupa'ya veda etmiştir...

O günün şampiyon Trabzonspor'u, bugün bir yandan gasp edilmiş 2010-2011 şampiyonluk kupasını beklerken, diğer yandan da Avrupa sahnesinde kendine yer arıyor işte...

O günlerde "Macaristan'ın Trabzonspor'u" diye sıfatlandırılan Videoton ise, Trabzonspor'un şampiyonluğunun çalındığı 2010-2011 sezonunda kazandığı ilk Macaristan şampiyonluğunun ardından bu yıl da Avrupa'da adından yeniden söz ettirme amacında...


İroniktir ki Trabzonspor 2010-2011 sezonu 22 Mayıs akşamı ıstırabın dibindeyken, Videoton aynı gece 61 puanla tarihinin ilk şampiyonluğunu kutluyordu...


Ve bakalım, bu iki kulübün 1976 ve 2011 sezonlarında çakışan kaderleri, ilk kez 2012'de "sahaya yansıdığında" kazanan kim olacak...

17 Ağustos 2012 Cuma

1981... "Dinamo Kiev'i Şenol Durdurdu"

16 Eylül 1981 günü, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası 1. Tur ilk maçında Sovyet Şampiyonu Dinamo Kiev'e konuk olan Trabzonspor, sahadan 1-0 yenik ayrılıyorsa da, kalesinde devleşen Şenol Güneş, bordo mavilileri daha farklı bir skorla mağlubiyetten koruyordu. 

Bizim neslin hep büyüklerinden dinlemekle yetindiği "Kaleci Şenol"un belki de ilk kez bu kadar uzun görüntüsünü izleyebiliyoruz. En azından benim için ilk... (video yazının sonunda)

Birebirde çok etkili, çok çabuk ve gözü kara bir Şenol Güneş var sahada izlediğimiz kadarıyla. Dayım, kuzenime hep şöyle dermiş: "Ceza sahası içinde Şenol'un ulaşamayacağı top yoktu." 

Gerçekten de öyle görünüyor... Defans evlere şenlik tabii, ona hiç değinmeyelim, konumuz bu değil :) 

17 Eylül 1981, Milliyet.
Maçtan sonra efsane teknik adam Ahmet Suat Özyazıcı da "Şenol nefis bir futbol oynadı" diyerek oyuncusunun hakkını verirken, Kiev teknik direktörü Valeri Lobanovaki ise "Trabzonspor bize etten bir duvar yaptı. Özellikle kalecilerini geçmemiz çok güçtü" diye konuşuyordu... 

Maçın ertesi günü, 17 Eylül 1981 tarihli Milliyet gazetesinde de "Dinamo Kiev'i Şenol Durdurdu" manşeti yer alıyordu. 




Trabzonspor ikinci maçta Dinamo Kiev'le 1-1 berabere kalarak kupaya veda etse de, Şenol Güneş'in bu performansı şahitleri tarafından unutulmayacak... 

TRT arşivlerinde bulamadığımız bu görüntüleri kendi arşivinden çıkarıp Youtube'dan bizlerle buluşturan Avrupalı futbol sevdalılarına ve tabii ki arşivini halka açan Milliyet'e nasıl teşekkür etmeli bilmem. Tarihine hasretle tutunmuş bizim gibi taraftarlar için ne kadar büyük bir iş yaptıklarını tahmin bile edemezler... 
 
İşte size o muhteşem performansın 3 dakikalık özeti: 
 


8 Ağustos 2012 Çarşamba

"Baba, başardım!"

Televizyon eleştirmeni Yüksel Aytuğ’un olimpiyatlardaki kadın atletlere yönelik seksist bir yaklaşımla yazdığı tuhaf yazıyla başladık güne. Aytuğ’un kadın anlayışı kalça ve göğüs boyutundan ibaretken, spora bakışı da aynı sığlıkta belli ki. Ama neyse ki Olimpiyatlar bu çarpıklığı Aytuğ’un yüzüne vurmakta gecikmedi. 

Sarah Attar…

1992 doğumlu Suudi Arabistanlı gencecik bir kadın atlet. Bugün 800 metrede mücadele etti. Serisini sonuncu sırada, hem de rakiplerinden yarım dakika daha kötü bir dereceyle tamamlayan bu güler yüzlü sporcu, Suudi Arabistan adına Olimpiyatlarda mücadele eden ilk iki kadın atletten biri oldu… Tribünlerdeki 80 bin kişi onu alkışlıyordu… 

Sarah Attar açılış yürüyüşünde...

Sarah ile birlikte olimpiyatlara katılan diğer Suudi atlet Vudjan Ali Seraj Abdülrahim Şahrahani de beş gün önce judoda mücadele etmişti. 

Henüz 16 yaşındaki Şahrabani mücadelenin ardından “Bu, yeni bir dönemin başlangıcı” diyordu. İlk defa karşılaştığı tribünleri dolduran kalabalık onu biraz korkutmuştu… Rakibine boyun eğen Şahrabani buna rağmen gülümsüyordu… 

Dövüş sonrası judo hakemi olan babası Ali’ye koşup sarılan Şahrabani “Baba, başardım!” diyor, baba Şahrabani ise kızını minderde gördüğünde bebekler gibi ağladığını anlatıyordu… 

Biri 19, diğeri 16 yaşındaki iki genç kız, Suudi kadınlarının gururu oluyor, yağmasa da gürleyen bir “kader değişiminin” ilk adımlarını atıyordu… Belki...

Bugün piste çıkan bir başka dikkat çekici isim ise Filistinli Woroud Sawalha idi. Sarah’dan bir seri önce 800 metrede yarışan 20 yaşındaki genç kadın atlet, Filistinli kadınların Londra Olimpiyatlarındaki tek temsilcisiydi. Dağıtılmış bir milletin yükü omuzlarında, serisini sonuncu sırada tamamladı Sawalha…

Woroud Sawalha


***

BBC’nin olimpiyatlara özel hazırladığı profil sayfalarında Sarah, Şahrabani ve Woroud için “We have no stories yet for this athlete” yazıyor. Bu atletlerle ilgili bize anlatacakları bir şeyler yokmuş yani… 

Ama artık var… 

Yüksel Aytuğ ya da benzeri zihniyetler duymasa da, anlamasa da bu kadınların bize anlattığı çok önemli bir hikayeleri var artık. 

Kadınlık, olimpiyatlarda yeniden doğuyor…